|
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
Bu gün kadınlar günü! Eşitlik ve özgürlük anlamına gelen demokrasinin en önemli koşullarından biri kadın – erkek eşitliği ve kadın özgürlüğüdür. Türkiye’de ne yazık ki günümüzde de yaşamaya devam eden ortaçağa son vermek için yapılmış olan Atatürk Devrimi kadınların eşitliği ve özgürlüğü için çok büyük adımlar atmıştır.
Örneğin 1926’da çıkarılan Medeni Kanun ile kadınlar medeni haklarda, 1934’te siyasal haklarda eşitliği elde ettiler. Atatürk Türkiyesi ilk kadın avukatı, yargıcı, doktoru, pilotu şenliklerle ve gazete manşetleriyle kutlamıştır.
1950’de Türkiyemizin girmiş olduğu karşı devrim sürecinde ne yazık ki bu hızlı gelişme yavaşlatıldı. Böyle bir karanlık dönemde kutlamak durumunda olduğumuz Kadınlar Gününde ADD olarak ülkemizin Atatürk Devrimi yoluna yeniden girerek, kadın eşitliği ve özgürlüğü alanında yeni aşamalar gerçekleştirmesini diliyoruz.
Yaşasın dünya kadınlar günü.
Genel Yönetim Kurulu A.
Prof.Dr. Sina AKŞİN
Genel Başkan Yrd.
KURULUŞ NEDENİMİZ.
Atatürk'ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O'nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919'un üzerinden tam 70 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler.
Oysa Atatürk;
Sadece "bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük asker "değildir.
O, bunun çok daha ötesinde, örneğin siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan;
Ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ;
Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden ve şeriattan kaynaklanan "nakil"e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren , "akıl"a dayalı lâik düşünce, lâik hukuk ve lâik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan;
Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan;
Yüzyıllarca ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak ,yapay eşitsizlikleri kaldıran;
İçten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan;
Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan;
Yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren;
Misak-ı Millî sınırları içinde "Türk'üm" diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan;
Her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, "fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar"ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan;
Kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan;
Türk Ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan;
"Yurtta barış, Dünyada barış" ilkesi ile devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, ırkçılığı, saldırı savaşını mahkûm eden;
Dış politikada "Dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma" ölçütünü ve "karşılıklılık kuralını" vazgeçilmez ilke yapan;
Bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan Çağdaş Devlet Kurucusudur.
Bu durum karşısında Atatürk devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, "Atatürkçü Düşünce Derneği"ni kurarak, O'nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır.
" Kurucular Kurulu - 19 Mayıs 1989 "
|
|
|
|
|
|
TÜRK ULUSUNA DUYURU ...
Atatürkçü Düşünce Derneği, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi yayın organı olan Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun, Kürtçe yayın yapan (TRT 6) ayrı bir kanal oluşturmasını şiddet ile kınar yetkilileri hemen yayına son vermeye çağırır.
Anayasamızda da açıkça bildirildiği gibi “Türkiye Cumhuriyetinin Dili Türkçedir” ve “Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı herkes Türk’tür “ Ulu Önder Atatürk’ün değişiyle “Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran halka Türk Milleti denir”. Türkçe öğrenmek, Türkçe konuşmak, Türkçe eğitim görmek bir vatandaşlık görevidir. TRT Kürtçe yayın kanalı ile ülkemizi bölmek, parçalamak isteyen iç ve dış güçlerin eline yeni bir koz vermiş olacaktır. Ulusumuzu ve yöneticilerimizi Kürtçe yayın, Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü, Kürt Enstitüsü, özerk bölge, federasyon ve bağımsız Kürt devleti evrelerini içeren oyunu görmeye davet ediyoruz.
Ülkemizde çok ciddi yüksek öğretim sorunları var İken YÖK’ün Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü kurma çabalarını da şiddetle kınıyoruz.
ADD Ulu Önder Atatürk’ün kurduğu LAİK, DEMOKRATİK, SOSYAL HUKUK DEVLETİ OLAN CUMHURİYETİMİZE, ÜNİTER ULUS DEVLET YAPIMIZA, BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜMÜZE sonuna kadar bağlı kalacak ve bu uğurda fikri mücadelesine devam edecektir.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE
Genel Yönetim Kurulu
KAMUOYUNA DUYURU
Ortadoğu’da Amerikan ve İsrail saldırganlığına son...!
ABD Saldırganlığının Ortadoğu'daki kalıcı temsilcisi İsrail, iki gündür Hamas'ı bahane ederek Filistin halkına, sivillere, kadın ve çocuklara acımasızca bomba yağdırmakta ve bir kara harekatına hazırlanmaktadır. Ölen Filistinli sayısı şimdiden 300’ü geçmiş, yaralıların sayısı belirsizdir.
İsrail'in bu saldırıyı tek başına planladığı düşünülemez. Saldırının, komşumuz Irak'a demokrasi getireceğim diye giren ve 5 yıl içinde 2 milyonu aşkın insanın ölümüne sebep olan, "dostumuz müttefikimiz, stratejik ortağımız" ABD ile eşgüdüm halinde yapıldığı kuşkusuzdur.
Diğer taraftan İsrail Başbakanı'nın saldırıdan bir kaç gün önce BOP' un Eş başkanı Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan ile 4 saati aşkın baş başa görüşmüş olması kolay açıklanabilecek bir tesadüf değildir.
Yeryüzünün ilk Ulusal Kurtuluş Savaşını zafere ulaştırmış Türk Ulusu ve onun değişmez önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerini vazgeçilmez yol gösterici kabul eden Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri bu saldırıları şiddetle kınamaktadır.
Filistin halkı mutlaka zafere ulaşacaktır. Bu zafer kimseyi şaşırtmayacaktır. Gelecekte tek şaşıracağımız nokta; bazı sözde Filistin aydınlarının bağımsızlık savaşının kazanılmasından 85 yıl sonra, İsrail ve ABD saldırganlarından özür dilemesi olacaktır.
Atatürkçü Düşünce Derneği
Genel Yönetim Kurulu
|
|
HABLEMİTOĞLU’NU UNUTMADIK…!
Ulusumuzun yetiştirdiği değerli yurtsever, Kemalist, aydın bilim adamı Necip Hablemitoğlu’nu ölüm yıldönümü olan bu gün bir kez daha anıyor ve özlüyoruz. Onu katledenleri şiddet ve nefretle lanetliyoruz.
Türk ulusuna bir kez daha başsağlığı dilerken şehidimiz merhum Necip Hablemitoğlu’nun anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Başın sağ olsun Türk ulusu. Unutma ki her Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi bir Muammer Aksoy, bir Uğur Mumcu, bir Ahmet Taner Kışlalı, bir Bahriye Üçok, bir Necip Hablemitoğlu dur.
Ülkemizin bölünmez bütünlüğü için, Cumhuriyetimizin bağımsızlığı ve onun sembolü olan şanlı bayrağımız için Türk’ün aydınlanma ve onurlu yaşama mücadelesi için şehit olan tüm yurtseverlerimizi minnetle ve özlemle anıyoruz.
Prof.Dr. Mustafa YURTKURAN
Atatürkçü Düşünce Derneği
Genel Yönetim Kurulu Adına
|
KAMUOYUNA DUYURU
Türk’ün “Ulusal, Dini” değerlerine ve kutsal mekanlarına saldırarak ülkemizi bölmek ve parçalamak isteyenler bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da karşılarında Atatürkçüleri bulacaklardır.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak camilerimize ve Askerlik şubemize yapılan saldırıları şiddet ve nefretle kınar, Türk halkını bu gibi provakasyonlara karşı uyanık ve itidalli olmaya davet ederiz.
Prof.Dr. Mustafa YURTKURAN
Atatürkçü düşünce Derneği
Genel Yönetim Kurulu Adına
|
Prof. Dr. Mustafa YURTKURAN
Atatürkçü Düşünce Derneği
Genel Başkan Yardımcı
|
KIŞLALI İÇİN..
Bundan dokuz yıl önce, bombalı bir suikast sonucunda yitirdiğimiz Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, ülkemizin yetiştirdiği önemli siyaset, bilim, kültür ve sanat insanlarından biri idi.
Zarafeti, kibarlığı ve örnek davranışları ile kendisinden sonraki kuşaklar için simgeleşmişti. Bizler onu, inançlarından ödün vermeyen, gerçek bir Kemalist ve örnek bir siyasetçi olarak tanıdık.
Kültür Bakanı Sevgili Ahmet Taner Kışlalı’yı tanıdığımda, on dokuz yaşında üniversite öğrencisiydim. Daha sonraki yıllarda çeşitli fırsatlarla Sevgili Kışlalı ile daha yakından tanışıp, söyleşilerde bulunma olanağına sahip oldum. İlerleyen yıllarda görüşmelerimiz sıklaştı, dostluğuna eriştim. Nikah tanığım olarak bana büyük onur verdi. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
Ahmet Taner Kışlalı niçin öldürüldü? Bu sorunun yanıtı bellidir. Tıpkı öldürülen diğer aydınlar gibi, Kemalist Devrimleri ve ilkeleri benimsediği için. Cumhuriyete sahip çıktığı için. Türkiye’nin bütünlüğünü savunduğu için. Emperyalizme karşı dik durduğu için..
Ülkemizin aydınlık insanları; Kemalist Devrimlere ve ilkelerine sahip çıkmak için güçlerini birleştirip tek yumruk, tek ses olmak zorundadırlar. Güçlerini birleştirmek zorundadırlar. Çünkü örgütsüz toplumların yapabileceği hiçbir şey yoktur. Bu yüzden dağınık ulusal güçlerin, tüm demokratik kitle örgütlerinin toparlanarak, birlikte hareket etmesi, ülkemizin aydınlık günlere ulaşmasına katkı sağlayacaktır.
Yıllardır ülkemizde aydınlık karşıtı eylemler yaşanmaktadır. Günümüzde de bu aydınlık karşıtı eylemler çok daha büyük boyutlara ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla laiklik karşıtı söylem ve eylemlerin odağı olduğu belgelenen siyasi iktidar, sivil darbe girişiminde bulunmaktadır. Ancak bugünkü durum ne kadar kötü olursa olsun, Atatürk’ün kurduğu laik ve demokratik cumhuriyetimizi, sonsuza dek yaşatmak için güçlerimizi birleştirmek zorunluluğundayız. Örgütlü olmak, bilinçli hareket etmek, ülkemizde yaşanan sivil darbe girişimini sona erdirecek ve aydınlığa ulaşmamızı sağlayacaktır.
Kışlalı’nın deyişiyle; “Atatürk’e evet, Kemalizm’e evet” diyen aydınlık insanlar, bu eşsiz ülke hepimizin. Bu güzel ülkeyi bilimin ışığında çağdaş bir Türkiye yapmak için, yarım bırakılan Kemalist Devrimlere merhaba demek için güçbirliği oluşturmak gerekmektedir.
Artık susma zamanı bitmiştir. Alıştıra alıştıra, göstere göstere ve dayata dayata İslam devletine doğru gidiş gündemdedir. Karanlık günler, yolsuzluk ve yoksulluk gündemdedir. Hukuksuzluk gündemdedir. Emperyalist saldırılar gündemdedir. Evet artık susma zamanı bitmiştir, güçlerimizi birleştirerek, örgütlenme zamanı gelmiştir. Örgütlenerek emperyalizme karşı güç birliği yapmanın zamanı gelmiştir. Kemalist ilke ve devrimlerle birlikte, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkma zamanı gelmiştir. Ancak böyle yaparak Ahmet Taner Kışlalı ve diğer devrim şehidi dostlarımıza layık olduğumuzu gösterebiliriz.
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin eski Genel Başkan Yardımcısı, Sevgili Hocam Ahmet Taner Kışlalı, huzur içinde uyu. Bu ülkenin aydınlık güçleri, sizden aldıkları bayrağı daha da ileriye taşıyacaklar, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği laik, demokratik Cumhuriyeti sonsuza dek yaşatacaklardır. Bundan hiç kuşkunuz olmasın.
Suay Karaman
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Sekreteri
Cumhuriyet, 21 Ekim 2008. |
|
ORTAK BASIN AÇIKLAMASI
SİLİVRİ 20.10.2008
MİLLETİN AZİM VE KARARI ERGENEKON SİVİL DARBESİNİ ÇÖKERTECEKTİR
Türkiye’nin kalbi bu gün Silivri’de atıyor. “Ergenekon Davası” Cumhuriyet tarihinde bir dönüm noktasıdır. Hukuk ayaklar altına alınmış; telefon kayıtları ve gizli tanıklıklar başlıca kanıtlar olarak sunulmuş; iddianame somut delillere dayandırılmamış; kişilerin özel yaşamlarına girilerek, siyasal infazlar yapılmış, tutukluluk süresi ceza infazına dönüştürülmüş; dava, baştan beri ilerici aydınları, vatanseverleri, başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere Cumhuriyetin kimi temel kurumlarını hedef almıştır. Bir kısım medyaya sızdırılan haberlerle ve dosyalarla, kamuoyu daha yargılama başlamadan mahkûmiyete koşullandırılmıştır. Suçlamalar nereye varacağı belli olmayan ek iddianamelerle öteki ilerici kesimlere yönlendirilmektedir.
Bu bir sivil sıkıyönetimdir. Bu büyük haksızlıklara göz yummamız kendimizi inkâr anlamına gelir. Cumhuriyeti savunmak için buradayız.
Cumhuriyetin en büyük gücü, vatanını, milletini, hukuk devletini ve adaleti her koşulda savunan bilinçli vatandaşlardır. Bizler Cumhuriyetin bekçileriyiz. Buraya Tandoğan’dan, Çağlayan’dan, Gündoğdu’dan geldik. O meydanlarda haykırdığımız “Ne ABD, Ne AB, Tam Bağımsız Türkiye”, “Yaşasın Laik Demokratik Cumhuriyet”, “Yaşasın Adalet” sloganlarını bu gün hep birlikte Silivri’den yükseltiyoruz. Ilımlı İslam projelerini, Devlet içindeki F tipi örgütlenmeleri, Büyük Ortadoğu Projesinin emellerini çökertmek ve burada yargılanan vatanseverlerle gönül birlikteliğimizi haykırmak için buradayız.
Cumhuriyetimizin 85. yılını kutlamaya hazırlandığımız bu günlerde başlayan yargılamanın tanıkları olarak Yüce Milletimize ve uluslararası kamuoyuna haykırıyoruz; Cumhuriyet kazanacak, Hukuk Devleti Kazanacak, BOP’cular, F tipi darbeciler kaybedecektir..
Atatürkçü Düşünce Derneği,
Altmışsekizliler Birliği Vakfı,
Cumhuriyet Okurları (CUMOK),
Eğitim İş Sendikası 2 Nolu Şube,
İşçi Partisi İstanbul İl Başkanlığı,
Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD),
Türkiye Gençlik Birliği,
Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği.
|